Hakimin Yapacağı İşi Bilirkişiye Yaptırmak
Yargının en temel ilkelerinden biri şudur: Hakim karar verir, bilirkişi bilgi verir.
Hakimin Yapacağı İşi Bilirkişiye Yaptırmak
Prof.Dr.Seyithan Deliduman
Yargının en temel ilkelerinden biri şudur: Hakim karar verir, bilirkişi bilgi verir.
Ancak uygulamada zaman zaman bu ilkenin tersine döndüğüne şahit olmaktayız. Özellikle hukuki değerlendirme gerektiren konularda dahi bilirkişi raporlarına başvurulması, yalnızca yargılamaların uzamasına neden olmamakta; aynı zamanda yargılama yetkisinin fiilen başka ellere devredildiği yönünde haklı eleştirileri de beraberinde getirmektedir.
TBMM’ye sunulan ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinde yer alan yeni düzenleme bu açıdan son derece dikkat çekicidir. Teklife göre, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz yere bilirkişiye başvuran hakim ve savcılar hakkında disiplin yaptırımı uygulanabilecektir.
Aslında bu düzenleme yeni bir ilke getirmemektedir. Çünkü mevcut hukuk sistemimizde de bilirkişinin görevi hukuki değerlendirme yapmak değil, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye yardımcı olmaktır. Hukuku uygulamak ise doğrudan hakimin görevidir.
Ne var ki uygulamada bazen en basit hukuki meselelerin bile bilirkişilere havale edildiği görülmektedir. Sözleşmenin yorumlanması, hukuki sorumluluğun belirlenmesi, bir işlemin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gibi doğrudan hakimin karar vermesi gereken konular hakkında rapor alındığına sıkça rastlanmaktadır.
Bunun sonucu ise açıktır. Öncelikle yargılama süreleri uzamaktadır. Dosya bilirkişiye gönderilmekte, rapor beklenmekte, rapora itiraz edilmekte, ek rapor alınmakta ve bazen süreç aylarca hatta yıllarca devam etmektedir. Oysa hakim kendi hukuki değerlendirmesini yaparak çok daha kısa sürede karar verebilecek durumdadır.
Daha önemlisi, bu uygulama yargı yetkisinin özüne zarar vermektedir. Anayasaya göre yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından kullanılır. Bu yetkinin asli sahibi hakimdir. Bilirkişiler ise yargı yetkisinin değil, yargılamanın yardımcı unsurudur. Yardımcı unsurun zamanla asli unsur haline gelmesi hukuk devleti açısından sağlıklı bir durum değildir.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi ile getirilen düzenleme, hakim ve savcıları cezalandırmaya yönelik bir adım olarak değil; mesleğin asli sorumluluğunu hatırlatan bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir. Çünkü hakimlik, zor kararları başkalarına havale etme mesleği değil; hukuki sorumluluğu bizzat üstlenme mesleğidir.
Elbette teknik uzmanlık gerektiren konularda bilirkişilik kurumu vazgeçilmezdir. Bir inşaatın statik hesaplarının incelenmesi, tıbbi bir müdahalenin değerlendirilmesi veya karmaşık mali analizlerin yapılması gibi alanlarda bilirkişi desteğine ihtiyaç duyulmaya devam edecektir. Ancak hukukun ne söylediğini belirlemek bilirkişinin değil, hakimin görevidir.
Yargılamaların makul sürede tamamlanmasının, vatandaşın adalete erişiminin kolaylaştırılmasının ve mahkemelere duyulan güvenin artırılmasının yolu da buradan geçmektedir.
Çünkü adalet, karar verme sorumluluğunun başkalarına devredildiği yerde değil; o sorumluluğun cesaretle üstlenildiği yerde tecelli eder.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- Ferhat Bozçelik, Wüst’e Teşekkür etti
- Küresel Ekonominin Görünmeyen Son Halkası: Gemi Söküm Sanayisi
- Çarklar Faizle Dönmez
- 12. Yargı Paketi: Hukuk Uygulamasının İhtiyaçlarına Cevap Veren Bir Adım
- Adaletin Geleceği Öğrencilerse, Öğrencilerin Geleceği Kimin Gündeminde?
- Segbis Ve E Duruşma Arasındaki Fark
- Yapay Zekâ Çağında Asıl Soru: Teknoloji Kimin Hizmetinde Olacak?
- Seyithan Deliduman Yazdı: Dijital Hijyen: Dijital Çağın Kanalizasyon Sistemine Neden İhtiyacı Var?