Son Gazete
Son Gazete
Bulutlu
İstanbul · 18°C
Bizi Takip Edin
21 Haziran 2026 - 09:38

Adaletin Geleceği Öğrencilerse, Öğrencilerin Geleceği Kimin Gündeminde?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileriyle yaptığı buluşmada kullandığı “Adaletin geleceği sizlersiniz” ifadesi kuşkusuz anlamlı ve değerli bir mesajdır. Bir ülkenin hukuk düzeninin geleceği, bugün sıralarda oturan hukuk öğrencilerinin bilgi, birikim ve meslek ahlakıyla doğrudan ilişkilidir.

0 Okunma 0 Paylaşım

Adaletin Geleceği Öğrencilerse, Öğrencilerin Geleceği Kimin Gündeminde?

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Ancak bu noktada üzerinde durulması gereken başka bir mesele daha vardır: Eğer adaletin geleceği öğrencilerse, öğrencilerin geleceği ne durumdadır?

Bugün Türkiye’de hukuk fakültelerinden her yıl binlerce genç mezun olmaktadır. Buna karşılık mezunların yalnızca sınırlı bir kısmı hâkimlik ve savcılık mesleklerine kabul edilmektedir. Elbette yargı teşkilatının ihtiyaçları doğrultusunda belirli sayıda alım yapılması doğaldır. Ancak mesele, geriye kalan çok büyük kitlenin hangi şartlarda meslek hayatına atıldığıdır.

Hukuk fakültesinden mezun olan gençlerin önemli bir bölümü için fiilen tek seçenek avukatlık olarak görünmektedir. Oysa avukatlık mesleği de son yıllarda ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Hukuk fakültelerinin sayısındaki hızlı artış, mezun sayılarındaki yükseliş ve ekonomik koşulların etkisiyle meslekteki rekabet son derece yoğun bir hale gelmiştir.

Bir zamanlar hukuk diploması güçlü bir mesleki güvence olarak görülürken bugün birçok genç avukat mesleğe başlarken ciddi ekonomik zorluklarla karşılaşmaktadır. Kendi bürosunu açabilmek için gerekli mali imkânlara sahip olmayanlar başka avukatların yanında düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalabilmekte, bazıları ise hukuk eğitimiyle doğrudan bağlantısı olmayan alanlara yönelmektedir.

Aslında burada tartışılması gereken mesele, yalnızca hukuk fakültelerinin sayısı değildir. Asıl mesele, hukuk eğitimi ile hukuk piyasası arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır. Bir tarafta sürekli artan mezun sayısı, diğer tarafta aynı hızda büyümeyen istihdam alanları bulunmaktadır. Sonuç olarak hukuk eğitimi alan gençler mezuniyet sonrasında ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır.

Oysa güçlü bir hukuk sistemi yalnızca iyi hâkim ve savcılarla kurulmaz. Güçlü avukatlara, nitelikli akademisyenlere, uzman hukuk müşavirlerine, arabuluculara, kamu kurumlarında görev yapan hukukçulara ve özel sektörde çalışan hukuk profesyonellerine de ihtiyaç vardır. Hukuk eğitiminin ve hukuk politikalarının bu geniş perspektifle ele alınması gerekir.

Bugün hukuk öğrencilerine verilen en büyük moral, onların adaletin geleceği olduğunu söylemektir. Ancak bundan daha önemlisi, o öğrencilerin mezun olduklarında mesleklerini onurlu ve sürdürülebilir şartlarda icra edebilecekleri bir sistem kurabilmektir.

Çünkü geleceğinden kaygı duyan bir hukukçunun adalete olan inancını güçlü tutmak kolay değildir. Hukuk devletinin gerçek gücü, yalnızca mahkeme salonlarında değil; mesleğine umutla bakan genç hukukçuların gözlerinde de görülür.

Bu nedenle artık hukuk öğrencilerine yalnızca “siz adaletin geleceğisiniz” demekle yetinilmemelidir. Aynı zamanda şu soruya da samimiyetle cevap verilmelidir:

“Adaletin geleceği olan gençlerin geleceği için ne yapıyoruz?”

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!