GÜVEN!!
Hayatın insanın önüne çıkardığı en karmaşık, en kırılgan ve belki de en kıymetli duygulardan biri olan güven üzerine düşündüğüm zamanlarda, zihnimde hep aynı soru dolaşıp durur; acaba güven gerçekten söylendiği gibi tek kullanımlık bir duygu mudur, yoksa kırıldığı zaman onarılması mümkün olan, ancak hiçbir zaman ilk günkü saflığına ve berraklığına dönemeyen, insan
GÜVEN!!
ruhunun en hassas köşelerinde yaşayan eşsiz bir bağ mıdır?
İnsan ilişkilerinin temelini oluşturan anlamın sevgi ve saygı olduğunu söyleriz çoğu zaman, ancak yıllar geçip de hayatın bize öğrettikleri çoğaldıkça, sevginin ve saygının tek başına yeterli olmadığını, hatta kimi zaman büyük sevgilerin bile güven eksikliği karşısında yavaş yavaş tükenip gidebildiğini fark ederiz.
Çünkü sevgi kalbin bir hissiyken, güven hem kalbin hem de aklın ortak kararıdır ve insan birine güvendiği zaman yalnızca onu sevdiğini söylemiş olmaz, aynı zamanda ona kendi kırılganlığını, korkularını, sırlarını, hayallerini ve en savunmasız yanlarını da emanet etmiş olur
Belki de bu yüzden sarsılması, herhangi bir hayal kırıklığından çok daha derin bir iz bırakır
insanın içinde; çünkü bizi yaralayan yalnızca karşımızdaki kişinin yaptığı hata değil, aynı zamanda ona duyduğumuz inancın eksilmesi, onunla ilgili kurduğumuz güzel düşüncelerin gölgelenmesi ve bir zamanlar hiç tereddüt etmeden teslim ettiğimiz duygularımızı artık koruma ihtiyacı hissetmeye başlamamızdır.
Oysa güven çoğu zaman büyük
olaylarla yıkılmaz; bazen tutulmayan küçük bir söz, bazen önemsiz gibi görünen bir ihmal, bazen zamanında söylenmeyen bir gerçek ya da tam da ihtiyaç duyduğumuz anda hissedilen bir yalnızlık, güven duvarında ilk çatlağın oluşmasına neden olabilir ve işin en acı tarafı da şudur ki, o ilk çatlak ortaya çıktığında çoğu zaman ne onu oluşturan kişi bunun farkındadır ne de kırılan kalp o an yaşadığı
duygunun ileride ne kadar büyüyeceğini anlayabilir.
Güvenin kaybı çoğu zaman bir gürültüyle değil, sessizlikle gerçekleşir; insanlar bunu çoğu zaman yüksek sesli tartışmalarda, büyük kavgalarda ya da keskin vedalarda ararlar, oysa güven çok daha sessiz şekillerde uzaklaşır hayatımızdan; bir zamanlar heyecanla anlatılan şeylerin artık
anlatılmamasıyla, eskiden sorgusuz kabul edilen sözlerin temkinle dinlenmesiyle, eskiden iç rahatlığıyla verilen değerin artık ölçülüp tartılmasıyla kendini göstermeye başlar ve insan bir gün dönüp baktığında aslında bir anda değil, uzun bir zaman dilimi boyunca yavaş yavaş eksildiğini fark eder.
Bununla birlikte insanın en güçlü yanlarından biri affedebilme
yeteneğidir; çünkü kalp çoğu zaman mantığın izin vermediği kapıları açabilir, mantığın asla kabul etmeyeceği gerekçeleri anlayabilir ve bazen sırf sevdiği için, sırf geçmişte yaşanan güzel günlerin hatırına ya da sırf içinde taşıdığı merhamet nedeniyle yeniden şans verebilir. Ancak affetmek ile yeniden güvenmek arasındaki farkı da hayatın bir döneminde mutlaka öğrenir.
Çünkü affetmek geçmişte yaşanan bir olayın yükünü hafifletebilir, öfkeyi azaltabilir, kırgınlığı zamanla dönüştürebilir; fakat güven yeniden inşa edilmesi gereken bir yapıdır ve bu yapı yalnızca söylenen sözlerle değil, uzun zaman boyunca tekrar tekrar sergilenen dürüstlükle, tutarlılıkla, sabırla ve samimiyetle ayağa kaldırılabilir.
İnsan karşısındaki kişiyi yeniden
sevebilir, onunla yeniden konuşabilir, hatta aynı masaya yeniden oturabilir; ancak kalbinin derinliklerinde bir yere yerleşmiş olan o küçük tereddüt duygusu, yaşananların tamamen unutulmadığını hatırlatmaya devam eder ve işte bu yüzden güven kaybının bıraktığı izler, çoğu zaman görünmez olmalarına rağmen en kalıcı yaralar arasında yer alır.
Yıllar boyunca insanların birbirlerine neden bu kadar ihtiyaç duyduklarını düşündüğümde, aslında aradığımız şeyin kusursuz insanlar olmadığını anlıyorum; çünkü hepimiz hata yapıyoruz, hepimiz bazen yanlış kararlar veriyor, bazen kırıyor, bazen kırılıyoruz ve kusursuzluk denen şey zaten insan olmanın doğasına aykırı bir beklenti olarak karşımızda duruyor. Fakat
buna rağmen hepimiz hayatımızda, hata yaptığında bunu kabul edecek, verdiği sözü tutmaya çalışacak, zor zamanlarda yanında olduğunu hissettirecek ve davranışlarıyla söyledikleri arasında uçurum olmayan insanlara ihtiyaç duyuyoruz.
Belki de bu kadar değerli yapan şey tam olarak budur; onun satın alınamaması, talep edilememesi
ve zorla elde edilememesidir. Güven, zamanın içinde sessizce büyüyen bir ağaç gibidir; kökleri görünmez, gelişimi fark edilmez, fakat yıllar boyunca emekle beslenir ve ancak kaybedildiğinde ne kadar büyük bir gölge sağladığı anlaşılır.
İnsan hayatının belli dönemlerinde bazı insanları kaybettiği için değil, onlara duyduğu güveni kaybettiği için
üzülür; çünkü bazen bir ilişkinin bitmesi değil, o ilişkinin içindeki inancın ölmesi acı verir.
Bir zamanlar gözünüz kapalı yürüyebileceğiniz bir yolda artık her adımınızı dikkatle atmak zorunda kalmak, sevilen bir insanın varlığından çok onun değişmiş hâliyle karşılaşmak, güven kaybının en derin yansımalarından biridir.
Bu yüzden yıllar bana sevginin değerli olduğunu, sadakatin kıymetli olduğunu, anlayışın ve merhametin insanı insan yaptığını öğretti; fakat bütün bunların üzerinde duran görünmez bir sütun varsa, onun adının güven olduğunu da öğretti. Çünkü sevgi bir insanı hayatımıza davet edebilir, dostluk o insanı yanımızda tutabilir, ortak anılar bizi birbirimize bağlayabilir; ancak
bütün bunların ayakta kalmasını sağlayan temel, güven denilen o sessiz ama güçlü bağdır
Ve belki de güven tek kullanımlık değildir; ancak her kırılışında biraz daha hassaslaşan, biraz daha dikkat isteyen, biraz daha emek talep eden bir emanettir. Bu nedenle insanın hayatında sahip olduğu en değerli hususlardan biri, kendisine güvenen insanların varlığıdır.
Bir insanın bizi sevmesinden çok bize güvenmesini önemsemeliyiz; çünkü güvenmek aslında yeniden bir şans vermektir ve şans, yapılan hatalardan ders çıkaranlara tanınır, defalarca tekrarlayanlara değil.
Çünkü sevilen olmak güzel bir duygudur, değer görmek mutluluk verir, fakat bir insanın size güvenmesi, size kendi
kalbinden bir yer açması ve o yeri gönül rahatlığıyla emanet etmesi, hayatta kazanılabilecek en büyük kıymetlerden biridir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
#Güven
#İnsanİlişkileri
#HayataDair
#KöşeYazısı
#NetHaberler
#Deneme
#İçselYolculuk
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- Gökyüzünü Kendi Renklerine Boyayan Kızlar
- 6 EKİM 2026 | İstanbul Özgürlüğü
- 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü
- 3 Ekim 2008 Aktütün Şehitleri
- Başarısızlığın Başarıya Katkısı
- Srebrenitsa Hâlâ Konuşuyor
- DÜMEN, ÇAPA VE PUSULA
- Kadir abimize elveda!
- DİPLOMASİ MASASINDA KADIN İMZASI
- Emekli Maaşlarına Temmuz 2026 Zammı Belli Oluyor: 23 Bin 360 TL'ye Çıkıyor