Son Gazete
Son Gazete
Açık
İstanbul · 17°C
Bizi Takip Edin
20 Eylül 2026 - 22:19

SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEĞİN İNŞASINDA YENİ NESLİN ROLÜ

“Gençler Geleceğin Sadece Mirasçısı Değil, Bugünün Karar Ortağıdır..”

0 Okunma 0 Paylaşım

Bir ülkenin geleceği, yalnızca hazırladığı kalkınma planlarıyla değil; o planları kimlerle hazırladığıyla da şekillenir. Eğer gençleri yalnızca dinleyen, izleyen ve alınan kararlara uyan bir kesim olarak görüyorsak sürdürülebilir bir gelecekten söz etmemiz mümkün değildir. Çünkü sürdürülebilirlik, gelecek nesiller adına karar vermek değil; geleceği, yeni nesillerle birlikte inşa etmektir.

849aa7c0-3810-4ae6-a2e8-d12254b9e203-102005

Bugün gençlere sıklıkla “Sizler bizim geleceğimizsiniz.” diyoruz. Bu ifade umut verici görünse de eksik bir yaklaşımı içinde barındırıyor. Gençler yalnızca geleceğimiz değildir; aynı zamanda bugünün düşünen, üreten, sorgulayan ve çözüm geliştiren güçlü aktörleridir. Onları sürekli yarına ertelemek, bugünün karar mekanizmalarının dışında bırakmak anlamına gelir.

Oysa gençlerin düşüncelerine bugünden ihtiyacımız var.

Çünkü iklim krizinden dijital dönüşüme, yapay zekâdan istihdama, eğitimden sosyal adalete kadar bugün alınan bütün kararların sonuçlarını en uzun süre yaşayacak olanlar gençlerdir. Kendi geleceklerini doğrudan etkileyen kararların alındığı masalarda onların bulunmaması, yalnızca bir temsil eksikliği değil; aynı zamanda yönetim, adalet ve sürdürülebilirlik sorunudur.

Gençler İçin Değil, Gençlerle Birlikte

Uzun yıllardır gençlere yönelik projeler, politikalar ve programlar geliştiriyoruz. Ancak artık “Gençler için ne yapabiliriz?” sorusunun ötesine geçmek zorundayız. Asıl sormamız gereken soru şudur:

“Gençlerle birlikte neyi değiştirebiliriz?”

Bu yaklaşım, gençleri yalnızca hizmet alan ya da proje katılımcısı olmaktan çıkararak onları çözüm ortağı hâline getirir. Gençlerin bir programın açılışında salonda bulunması, karar süreçlerine katıldıkları anlamına gelmez. Gerçek katılım; gündemin belirlenmesinden proje tasarımına, bütçelendirmeden uygulamaya, izlemeden etki değerlendirmesine kadar bütün aşamalarda gençlerin söz sahibi olabilmesidir.

Gençlik katılımı sembolik değil, yapısal olmalıdır.

Belediye meclislerinden üniversite senatolarına, kamu kurumlarının danışma kurullarından sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerine kadar karar alma mekanizmalarında gençlere etkili ve sürdürülebilir alanlar açılmalıdır. Gençlik kurulları yalnızca görüş bildiren yapılar olarak kalmamalı; önerilerinin nasıl değerlendirildiğini takip edebilen, kararların uygulanma süreçlerine katılabilen ve gerektiğinde hesap sorabilen mekanizmalara dönüşmelidir.

Yeni Neslin Bakış Açısı Bir Tehdit Değil, Büyük Bir İmkândır

Yeni nesil; teknolojiyi yalnızca kullanan değil, teknoloji aracılığıyla yeni dünyalar kurabilen bir nesildir. Bilgiye hızla erişmekte, küresel gelişmeleri yakından takip etmekte ve yerel bir sorunu evrensel bir bakışla değerlendirebilmektedir.

Bugünün gençleri çevre konusunda daha hassas, toplumsal adaletsizliklere karşı daha duyarlı, farklılıklara daha açık ve yenilikçi çözümler geliştirmeye daha yatkındır. Birçok kurumun uzun toplantılarla tartıştığı sorunlara, gençler yaratıcı ve uygulanabilir öneriler sunabilmektedir.

Fakat gençlerin yenilikçi düşüncelerinden faydalanabilmek için öncelikle onların soru sormasından, eleştirmesinden ve alışılmış yöntemleri tartışmaya açmasından korkmamak gerekir. Gençlerin itirazları, kurumsal yapılar için bir tehdit değil; gelişimin ve yenilenmenin habercisidir.

Gençlerin bulunduğu karar masaları daha renkli değil, daha güçlü olur. Çünkü farklı kuşakların deneyimi ile gençlerin enerjisi ve yenilikçi bakışı birleştiğinde, yalnızca bugünü yöneten değil, geleceği de öngörebilen politikalar ortaya çıkar.

Deneyim ile Yenilik Aynı Masada Buluşmalı

Gençlerin karar alma süreçlerinde yer almasını savunmak, deneyimi değersizleştirmek anlamına gelmez. Tam aksine sürdürülebilir gelecek, kuşakları birbirinin rakibi olarak değil, birbirini tamamlayan güçler olarak gören bir anlayışla kurulabilir.

Tecrübeli kuşakların birikimi yolumuzu aydınlatırken gençlerin dinamizmi, cesareti ve yenilikçi düşüncesi yeni yollar açar. Deneyim geçmişten alınan dersleri taşır; gençlik ise henüz denenmemiş olanı hayal etme cesaretini getirir.

Bize düşen görev, bu iki kıymetli gücü aynı masa etrafında buluşturmaktır.

Gençlerin karar alma süreçlerine hazırlanması için mentorluk, liderlik, proje geliştirme, sosyal girişimcilik, dijital okuryazarlık ve politika üretme programları yaygınlaştırılmalıdır. Ancak gençlere yalnızca eğitim vermek yeterli değildir. Öğrendiklerini uygulayabilecekleri gerçek sorumluluk alanları da oluşturulmalıdır.

Çünkü sorumluluk verilmeden liderlik gelişmez; güven duyulmadan aidiyet oluşmaz.

Gençlerin Olmadığı Bir Sürdürülebilirlik Eksiktir

İklim değişikliği, doğal kaynakların azalması, göç, yoksulluk, eşitsizlik ve dijital dönüşüm gibi küresel meseleler, geçici çözümlerle yönetilemeyecek kadar kapsamlıdır. Bu sorunların çözümü uzun vadeli düşünmeyi, bilimsel bilgiyi, toplumsal dayanışmayı ve kuşaklar arası iş birliğini gerektirir.

Sürdürülebilirlik yalnızca çevreyi korumak değildir. Aynı zamanda toplumsal adaleti güçlendirmek, fırsat eşitliğini sağlamak, insan onurunu korumak ve herkesin geleceğe umutla bakabileceği bir düzen kurmaktır.

Bu nedenle gençlerin sürece katılımı bir nezaket göstergesi değil, zorunluluktur. Bir toplum gençlerinin fikirlerini dinlemiyor, onları karar mekanizmalarına taşımıyor ve üretme iradelerini desteklemiyorsa yalnızca gençlerini değil, kendi geleceğini de kaybeder.

Gençlere güvenmek; onlara mikrofon vermekten çok daha fazlasıdır. Yetki vermek, sorumluluk paylaşmak, hata yapmalarına fırsat tanımak ve ürettikleri çözümleri hayata geçirebilecekleri kurumsal alanlar oluşturmaktır.

Karar Masalarında Gençlere Yer Açmanın Zamanı Geldi

Bugün kamu kurumlarına, üniversitelere, yerel yönetimlere, özel sektöre ve sivil toplum kuruluşlarına önemli bir sorumluluk düşüyor: Gençleri yalnızca etkinliklerin katılımcısı olarak değil; yönetimlerin, kurulların ve stratejik karar süreçlerinin doğal paydaşı olarak kabul etmek.

Her kurum kendisine şu soruları sormalıdır:

Gençler bizimle aynı karar masasında oturabiliyor mu?
Gündemin belirlenmesine katkı sunabiliyor mu?
Fikirleri karar metinlerine ve uygulamalara yansıyor mu?
Yoksa onları yalnızca dinlediğimizi düşünerek geleceği yine onlar adına mı tasarlıyoruz?

Sürdürülebilir bir gelecek; gençlerin sesinin duyulduğu, düşüncelerinin değer gördüğü ve karar süreçlerinde gerçek karşılık bulduğu bir gelecek olacaktır.

Artık gençlere yalnızca “Gelecek sizin.” demek yetmez.

Onlara, “Bugünü de sizinle birlikte yönetmek istiyoruz.” diyebilmeliyiz.

Çünkü gençlerin bulunmadığı bir karar masasında gelecek konuşulabilir; fakat gerçek anlamda inşa edilemez. Yeni neslin aklına, vicdanına, üretkenliğine ve cesaretine alan açtığımız ölçüde daha adil, daha yenilikçi ve daha sürdürülebilir bir dünyaya ulaşabiliriz.

Unutmayalım:

Gençlere karar masasında yer açmak, onlara sunulan bir ayrıcalık değil; gelecek nesillere karşı taşıdığımız ortak sorumluluktur.

Dr. Öğr. Üyesi Nebiye YAŞAR
Üsküdar Üniversitesi Genç Beyinler Akademisi Direktörü

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!