Son Gazete
Son Gazete
Bulutlu
İstanbul · 18°C
Bizi Takip Edin
11 Eylül 2026 - 16:43

TÜRKİYE SOSYAL FAYDA ENDEKSİ

Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar: İyiliği Ölçebilir miyiz?

0 Okunma 0 Paylaşım

TÜRKİYE SOSYAL FAYDA ENDEKSİ

İyiliği Ölçebilir miyiz?

Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar
-Üsküdar Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörü
-ÜÜ Genç Beyinler Akademisi Direktörü

Bir ülkenin ekonomisini ölçüyoruz.

Büyümesini ölçüyoruz.

İstihdamını, ihracatını, üretimini, yatırımlarını ölçüyoruz.

Şehirlerin nüfusunu, kurumların performansını, üniversitelerin akademik çıktılarını, şirketlerin finansal sonuçlarını göstergelerle takip ediyoruz.

Peki bir başka büyük değeri ne kadar ölçebiliyoruz?

Topluma ürettiğimiz faydayı…

Bir üniversitenin topluma katkısı ne kadar?

Bir şirket gerçekleştirdiği sosyal yatırımlarla hangi kalıcı değişimi oluşturdu?

Bir sivil toplum kuruluşunun yürüttüğü proje insanların hayatında neyi değiştirdi?

Bir kamu kurumunun sosyal politikası hedef kitlenin yaşam kalitesine nasıl yansıdı?

Bir şehir çocukları, gençleri, aileleri, kadınları, yaşlıları ve dezavantajlı bireyleri için ne kadar kapsayıcı?

Belki de artık Türkiye’de yeni bir kavramı daha güçlü biçimde tartışmanın zamanı geldi:

Türkiye Sosyal Fayda Endeksi.

İYİLİĞİ SAYMAK DEĞİL, OLUŞTURDUĞU DEĞİŞİMİ ÖLÇMEK

Burada sözünü ettiğim şey elbette insanî iyiliği rakamlara indirgemek değildir.

Merhametin, dayanışmanın veya gönüllülüğün manevi değerini bir matematik formülüne sığdıramayız.

Fakat toplumsal fayda amacıyla kullanılan kaynakların, geliştirilen projelerin ve uygulanan politikaların oluşturduğu değişimi ölçebiliriz.

Hatta ölçmeliyiz.

Çünkü ölçmediğimiz etkiyi karşılaştıramayız.

Karşılaştıramadığımız uygulamalardan yeterince öğrenemeyiz.

Öğrenemediğimiz modeli geliştiremeyiz.

Geliştiremediğimiz modeli ise sürdürülebilir ve ölçeklenebilir hâle getirmekte zorlanırız.

Bu nedenle sosyal etki ölçümü bir denetim aracı olmanın ötesinde, öğrenme ve gelişme aracıdır.

TÜRKİYE SOSYAL FAYDA ENDEKSİ NEDİR?

Önerdiğim Türkiye Sosyal Fayda Endeksi, kamu kurumlarının, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve özel sektörün toplum için oluşturduğu değeri belirli bilimsel göstergeler üzerinden izlemeye yönelik bir çerçeve olarak düşünülebilir.

Amaç kurumları yalnızca sıralamak değildir.

Asıl amaç;

toplumsal faydayı görünür, ölçülebilir, geliştirilebilir ve sürdürülebilir hâle getirmektir.

Böyle bir sistem bize yalnızca “Kim daha fazla proje yaptı?” sorusunun cevabını vermemelidir.

Çok daha önemli bir soruya cevap vermelidir:

“Kim, hangi toplumsal sorunda, nasıl ve ne ölçüde kalıcı bir değişim oluşturdu?”

YEDİ BOYUTLU BİR SOSYAL FAYDA MODELİ

Türkiye Sosyal Fayda Endeksi’nin bilimsel altyapısı oluşturulurken farklı göstergeler tartışılabilir. Ben başlangıç için yedi temel boyut öneriyorum:

1. Erişim ve Kapsayıcılık

Çalışma gerçekten ihtiyaç sahibi gruplara ulaşıyor mu?

Çocuklar, gençler, kadınlar, yaşlılar, engelli bireyler ve farklı dezavantajlı gruplar sürece ne ölçüde dâhil ediliyor?

1. Ölçülebilir Sosyal Etki

Proje sonunda yalnızca katılımcı sayısı mı arttı, yoksa bilgi, davranış, beceri, yaşam kalitesi veya sosyal dayanıklılıkta ölçülebilir bir değişim oluştu mu?

1. Sürdürülebilirlik

Finansman sona erdiğinde toplumsal fayda devam ediyor mu?

Kurulan sistem, yetiştirilen insan kaynağı veya geliştirilen yöntem yaşayabiliyor mu?

1. Sosyal İnovasyon

Çalışma mevcut yöntemi tekrar mı ediyor, yoksa toplumsal probleme daha etkili bir çözüm mü geliştiriyor?

Teknoloji, yeni hizmet modeli veya farklı bir iş birliği mekanizması kullanılıyor mu?

1. İş Birliği ve Ekosistem Gücü

Kamu, üniversite, sivil toplum, özel sektör ve toplum çözümün ne kadar parçası?

Proje kurumlar arasında yeni ve kalıcı iş birlikleri oluşturuyor mu?

1. Ölçeklenebilirlik

Bir mahallede veya ilçede başarıyla uygulanan çözüm başka ilçelere, şehirlere ve ülkelere aktarılabilir mi?

Modelin yöntemi tanımlı ve tekrarlanabilir mi?

1. Kurumsallaşma ve Kalıcılık

Ortaya çıkan çalışma bir etkinlik olarak mı kalıyor, yoksa eğitim programına, uygulama standardına, kurumsal modele veya sosyal politika önerisine dönüşebiliyor mu?

Bu yedi boyut birlikte değerlendirildiğinde artık yalnızca faaliyetleri değil, toplumsal dönüşüm kapasitesini konuşmaya başlayabiliriz.

100 KİŞİYE ULAŞAN PROJE, 10 BİN KİŞİYE ULAŞANDAN DAHA ETKİLİ OLABİLİR

Sosyal projelerde en büyük yanılgılarımızdan biri büyük sayıları otomatik olarak büyük başarı kabul etmektir.

Oysa 10 bin kişiye yalnızca bir kez ulaşan bir proje ile 100 kişinin hayatında kalıcı ve ölçülebilir değişim oluşturan bir proje aynı yöntemle değerlendirilemez.

Bu nedenle geleceğin sosyal etki anlayışında;

“Kaç kişiye ulaştık?”

sorusunun yanına mutlaka;

“Ulaştığımız insanda ne değişti?”

sorusunu koymalıyız.

Hatta bir üçüncü soru daha sormalıyız:

“Bu değişim ne kadar sürdü?”

İşte gerçek toplumsal fayda bu üç sorunun kesişiminde ortaya çıkar.

SOSYAL FAYDA PUANI NASIL OLUŞABİLİR?

Türkiye Sosyal Fayda Endeksi geliştirildiğinde her boyut için bilimsel göstergeler ve ağırlıklar belirlenebilir.

Örneğin erişim, sosyal etki, sürdürülebilirlik, inovasyon, iş birliği, ölçeklenebilirlik ve kurumsallaşma ayrı ayrı değerlendirilebilir.

Ancak burada önemli bir ilke bulunmalıdır:

Sayı değil, nitelikli değişim ödüllendirilmelidir.

Bir kurum çok sayıda faaliyet yaptığı için değil, kaynaklarını ölçülebilir ve sürdürülebilir toplumsal değere dönüştürebildiği ölçüde yüksek performans göstermelidir.

Böylece sosyal fayda alanında yalnızca görünürlüğü değil, etkiyi teşvik eden yeni bir kültür oluşturabiliriz.

ÜNİVERSİTELER İÇİN YENİ BİR PERFORMANS ALANI

Bu yaklaşım özellikle üniversiteler açısından önemlidir.

Üniversitelerin bilimsel yayınlarını, projelerini ve akademik performanslarını ölçüyoruz.

Ancak üniversitenin bulunduğu şehre ve topluma ürettiği katkının da sistematik biçimde görünür hâle gelmesi gerekir.

Bir üniversite kaç toplumsal probleme çözüm geliştirdi?

Kaç sosyal inovasyon modeli üretti?

Kaç kamu kurumuyla bilimsel iş birliği gerçekleştirdi?

Kaç STK’nın kapasitesini geliştirdi?

Kaç öğrencisini gönüllülük ve toplumsal sorumluluk süreçlerine kattı?

Ürettiği akademik bilgi sosyal politikaya veya saha uygulamasına dönüştü mü?

Bu sorular geleceğin üniversitelerinin toplumsal değerini anlamak açısından giderek daha önemli hâle gelecektir.

Çünkü üniversitenin başarısı yalnızca dünyada kaçıncı sırada olduğuyla değil, yaşadığı topluma ne kadar değer kattığıyla da değerlendirilmelidir.

ŞİRKETLER İÇİN HARCAMA DEĞİL, SOSYAL YATIRIM

Benzer bir dönüşüm özel sektör açısından da gereklidir.

Şirketlerin sosyal sorumluluk bütçelerini yalnızca bir gider kalemi olarak değil, sosyal yatırım olarak görmemiz gerekiyor.

Bir şirket bir milyon liralık sosyal yatırım gerçekleştirdiyse yalnızca ne kadar harcadığını değil;

bu yatırımın hangi toplumsal ihtiyaca cevap verdiğini,

kaç kişide kalıcı değişim oluşturduğunu,

hangi sosyal değeri ürettiğini

ve bu etkinin sürdürülebilir olup olmadığını konuşabilmeliyiz.

Böylece sponsorluk ve kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımı da stratejik toplumsal fayda ortaklığına dönüşebilir.

İSTANBUL PİLOT ŞEHİR OLABİLİR

Türkiye Sosyal Fayda Endeksi’nin ilk pilot uygulamasının İstanbul’da yapılması güçlü bir başlangıç olabilir.

39 ilçede farklı toplumsal göstergeler belirlenebilir.

Üniversiteler bilimsel metodoloji geliştirebilir.

Kamu kurumları ve yerel yönetimler veri sağlayabilir.

Sivil toplum kuruluşları saha deneyimini sisteme aktarabilir.

Özel sektör sosyal yatırımlarıyla sürece dâhil olabilir.

Böylece İstanbul’un Sosyal Fayda Haritası ortaya çıkarılabilir.

Hangi ilçede hangi toplumsal ihtiyaç öncelikli?

Hangi model başarılı?

Hangi uygulama ölçeklenebilir?

Hangi alanda daha fazla yatırıma ihtiyaç var?

Bu soruların cevapları veriye dayalı biçimde görülebilir.

Ardından pilot uygulama geliştirilerek Türkiye’nin diğer şehirlerine taşınabilir.

TÜRKİYE NEDEN KENDİ SOSYAL FAYDA MODELİNİ DÜNYAYA SUNMASIN?

Türkiye’nin çok güçlü bir dayanışma kültürü vardır.

Vakıf geleneğimiz, sivil toplum tecrübemiz, gönüllülük kültürümüz ve toplumsal dayanışma refleksimiz yüzyıllara dayanmaktadır.

Bu kültürel mirası modern sosyal inovasyon, veri analitiği ve bilimsel sosyal etki ölçümüyle bir araya getirebilirsek dünyaya özgün bir yaklaşım sunabiliriz.

Belki de gelecekte başka ülkelerde;

“Türkiye Sosyal Fayda Modeli”

konuşulabilir.

Çünkü sosyal inovasyon yalnızca başka ülkelerde geliştirilen modelleri Türkiye’ye uyarlamak değildir.

Türkiye de kendi sosyal çözüm modellerini geliştirebilir, bilimsel olarak doğrulayabilir ve dünyaya aktarabilir.

İYİLİĞİN DE BİR İZİ OLMALI

Sonuçta mesele puan vermek değildir.

Mesele yarışmak da değildir.

Mesele öğrenmek, geliştirmek ve daha fazla fayda üretmektir.

Bir çocuk güçlendiyse…

Bir genç hayata daha umutla bakıyorsa…

Bir aile daha dayanıklı hâle geldiyse…

Bir kadın ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılıyorsa…

Bir yaşlı yalnız kalmıyorsa…

Bir mahalle afetlere karşı daha dirençliyse…

Bir sosyal problem doğru bir model sayesinde azalabiliyorsa…

orada toplumsal fayda vardır.

Ve bu faydayı bilimsel olarak görünür kılabilirsek onu çoğaltabiliriz.

Ben bu nedenle yeni bir soruyu Türkiye’nin gündemine bırakmak istiyorum:

İyiliği ölçebilir miyiz?

Belki iyiliğin kendisini değil…

Ama iyiliğin insanda, kurumda, şehirde ve toplumda bıraktığı izi ölçebiliriz.

Ve ölçebildiğimiz o izi büyüterek geleceğe çok daha güçlü bir toplumsal fayda mirası bırakabiliriz.

Çünkü geleceğin dünyasında asıl soru yalnızca;

“Ne kadar büyüdük?” olmayacak.

Bir soru daha sorulacak:

“Büyürken topluma ne kadar fayda ürettik?”

İşte Türkiye Sosyal Fayda Endeksi, tam da bu sorunun cevabını arayan yeni bir yolculuğun başlangıcı olabilir.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!