Son Gazete
Son Gazete
Açık
İstanbul · 17°C
Bizi Takip Edin
18 Eylül 2026 - 08:20

Gençlere Geleceği Emanet Ediyorsak Bugün Söz Vermeliyiz

“Gençler bizim geleceğimiz” cümlesini sıkça kuruyoruz. Peki gençler, bugün verdikleri kararlarla yaşadıkları şehri, mahalleyi ve toplumu değiştirebileceklerine inanıyor mu?

0 Okunma 0 Paylaşım

Gençlere Geleceği Emanet Ediyorsak Bugün Söz Vermeliyiz

Bu sorunun cevabı, onlara sunduğumuz imkânlarda saklı. Bir genci yalnızca dinleyici koltuğuna oturtursak potansiyelinden söz etmiş oluruz. Fikrini sorar, sorumluluk verir ve çalışmasının sonucunu görmesini sağlarsak o potansiyelin hayata geçmesine alan açarız. Gençlerle yürütülen sivil çalışmaların değeri tam da buradadır.

634d0d89-2f16-4619-87dc-a1192696ce12-081958

Sivil çalışma, bir gence toplumdaki bir ihtiyacı fark etme ve çözümün parçası olma deneyimi kazandırır. Çocuk hakları üzerine çalışan bir genç, hak kavramını kitaptan öğrenmenin ötesine geçerek bir çocuğun sesini duyar. Kuşaklar arası dayanışma çalışmasına katılan genç, kendisinden önce gelenlerin birikimiyle kendi fikrini buluşturur. Çevre, sağlık veya afet hazırlığı alanında görev alan genç ise küçük görünen bir adımın başkalarının yaşamında nasıl karşılık bulduğunu görür.

Bu deneyimlerin ortak noktası şudur: Genç, “Ben de katkı sunabilirim” der. Bu cümle, yalnızca özgüvenin değil, topluma aidiyetin de başlangıcıdır.

Üsküdar Üniversitesi Genç Beyinler Akademisi çatısı altında gençlerle çalışırken gördüğüm en güçlü şey, onlara güvenildiğinde üstlendikleri sorumluluktur. Gençler kendileri adına hazırlanmış programların izleyicisi olmakla yetinmek istemiyor. Soruları var, önerileri var, bazen bizim aklımıza gelmeyen çözüm yolları var. Onlara gerçek bir çalışma alanı açtığımızda bu fikirler, toplumsal faydaya dönüşebiliyor.

Bu nedenle bir projede gençlerin yer alması ile projeyi gençlerle birlikte geliştirmek arasında büyük bir fark bulunur. İlkinde gençler etkinliğe katılır. İkincisinde ihtiyacı tanımlar, çözümü tartışır, görev üstlenir ve elde edilen sonucu değerlendirir. Kalıcı öğrenme ve güçlü aidiyet, ikinci yaklaşımda gelişir.

Sivil çalışmaların gençlere katkısı yalnızca öz geçmişlerine yazacakları bir deneyim de değildir. Farklı hayatları tanıyan bir genç daha dikkatli dinlemeyi öğrenir. Bir ekipte görev alan genç, görüş ayrılıklarına rağmen ortak bir amaç için çalışmayı deneyimler. Üstlendiği işi tamamlayan genç, emeğinin başkaları için anlam taşıdığını görür. Bunlar hem kişisel gelişimin hem de birlikte yaşama kültürünün temel becerileridir.

Öte yandan gençlerin emeğini karşılıksız bir kaynak gibi görmemeliyiz. Katılımın anlamlı olabilmesi için açık görevler, rehberlik, güvenli çalışma ortamı ve geri bildirim gerekir. Gençler kendi fikirlerinin hangi kararlara yansıdığını bilmeli; yaptıkları çalışmanın sonucunu görebilmelidir. Sorumluluk vermek kadar, o sorumluluğu taşırken yanlarında durmak da yetişkinlerin görevidir.

Burada üniversitelere, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve sivil toplum kuruluşlarına ortak bir çağrım var: Gençler için kapıları açalım, ardından masada onlara da yer verelim. Bir defalık etkinliklerin yanında sürekliliği olan eğitimler, mentorluk imkânları ve birlikte üretilebilecek projeler kuralım. Gençlerin yalnızca başarılarını alkışlamayalım; önerilerini de ciddiyetle dinleyelim.

Çünkü bir gencin toplumsal fayda için attığı adım, yalnızca o gencin hayatını değiştirmez. Bir çocuğun hakkına, bir yaşlının yalnızlığına, bir mahallenin ihtiyacına ve kurumların çözüm üretme biçimine dokunabilir. Böyle adımlar çoğaldığında sivil çalışma, dayanışmanın gündelik hayatta hissedilen gücü hâline gelir.

Gelecek bir gün gelip kendiliğinden kurulmayacak. Bugün verdiğimiz söz hakkıyla, paylaştığımız sorumlulukla ve gençlerin emeğine duyduğumuz güvenle şekillenecek.

Gençlere “Geleceğimizsiniz” diyorsak, onları bugünün de söz sahibi yapalım.

Dr. Öğr. Üyesi Nebiye YAŞAR

Üsküdar Üniversitesi Genç Beyinler Akademisi Direktörü

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!