OKAN ÇETİNDAĞ: SIFIRDAN ZİRVEYE ASELSAN’IN SERÜVENİ
OKAN ÇETİNDAĞ: SIFIRDAN ZİRVEYE ASELSAN’IN SERÜVENİ
SIFIRDAN ZİRVEYE: ASELSAN’IN GEÇMİŞTEN BUGÜNE SERÜVENİ
SIFIRDAN ZİRVEYE: ASELSAN’IN GEÇMİŞTEN BUGÜNE SERÜVENİ
OKAN ÇETİNDAĞ: YAZDI, SIFIRDAN ZİRVEYE: ASELSAN’IN GEÇMİŞTEN BUGÜNE SERÜVENİ
TANIL ÖZEL - İSTANBUL
Türkiye’nin savunma sanayiindeki en stratejik kurumlarından biri olan ASELSAN, kuruluşundan bu yana geçen süreçte sadece bir şirket değil, Türkiye’nin teknoloji ve güvenlik vizyonunun taşıyıcısı hâline geldi.
ASELSAN’ın hikâyesi, 1970’li yıllarda Türkiye’nin yaşadığı dışa bağımlılık ve savunma alanındaki ciddi kırılganlıklarla başladı. Özellikle 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargolar, haberleşme ve elektronik sistemlerde yerli üretimin zorunluluğunu açık şekilde ortaya koydu.
Bu şartlar altında ASELSAN, sınırlı imkânlar ve küçük bir mühendis kadrosuyla kuruldu. İlk yıllarda temel haberleşme sistemleri üzerinde çalışan şirket, yerli üretim kabiliyetini adım adım geliştirdi. O dönem atılan bu mütevazı adımlar, ilerleyen yıllarda büyük bir dönüşümün temelini oluşturdu.

1980’li ve 1990’lı yıllarda ASELSAN, savunma elektroniği alanında ürün yelpazesini genişletti. Kara, hava ve deniz platformlarına yönelik sistemler geliştirildi; radar, elektronik harp ve komuta-kontrol teknolojilerinde önemli ilerlemeler kaydedildi. Şirket bu dönemde yalnızca ihtiyaç karşılayan değil, çözüm üreten bir yapıya dönüştü.
2000’li yıllarla birlikte ASELSAN, Ar-Ge odaklı büyüme modelini benimsedi. Yerli mühendislik kapasitesi artırıldı, üniversiteler ve savunma ekosistemiyle güçlü iş birlikleri kuruldu. Bu süreç, ASELSAN’ı Türkiye sınırlarının ötesine taşıyan ihracat hamlelerinin de başlangıcı oldu.
Son yıllarda ise ASELSAN, savunma sanayinin yanı sıra uzay, sensör, haberleşme ve yüksek teknoloji alanlarında da söz sahibi bir konuma ulaştı. Geliştirdiği sistemler birçok ülkenin envanterine girerken, şirket küresel ölçekte rekabet eden bir teknoloji markası hâline geldi.
Bugün ASELSAN’ın ulaştığı nokta, ekonomik büyüklüğüyle de dikkat çekiyor. Şirketin değeri yaklaşık 30 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu rakam, ASELSAN’ı yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı savunma ve teknoloji şirketleri arasına yerleştiriyor.
Bu yükselişte, mevcut Genel Müdür Ahmet Akyol döneminde benimsenen istikrarlı ve vizyoner yönetim anlayışı öne çıkıyor. Ar-Ge yatırımlarının artırılması, yüksek katma değerli ürünlere odaklanılması ve ihracat merkezli stratejiler, şirketin büyüme ivmesini daha da hızlandırdı.
ASELSAN bugün; dışa bağımlılığa karşı geliştirilen yerli bir çözümden, küresel ölçekte söz sahibi bir teknoloji gücüne dönüşmüş durumda. Kuruluşundaki temel hedef olan “yerli ve milli üretim” anlayışı, geldiği noktada Türkiye’nin stratejik bağımsızlığının en önemli dayanaklarından biri olarak görülüyor.
Geçmişte bir zorunlulukla başlayan bu yolculuk, bugün Türkiye’nin savunma ve teknoloji alanındaki en güçlü başarı hikâyelerinden biri olarak devam ediyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.