Kendinden Olmayanı Aşağılama Sorunu!
İnsan, böylesine acıtıcı ve değersiz bir tavrı kendisine nasıl hak görür? Ötekileştirme illetinin pençesinde her gün kan kaybederken yok olup tükendiğinin farkında olmayan bir toplumu hangi bilinç iyileştirir?
Kendinden Olmayanı Aşağılama Sorunu!
Elif Sevil ORHANLI | Magazin
İnsan, böylesine acıtıcı ve değersiz bir tavrı kendisine nasıl hak görür? Ötekileştirme illetinin pençesinde her gün kan kaybederken yok olup tükendiğinin farkında olmayan bir toplumu hangi bilinç iyileştirir?
Kendinden olmayanı aşağılama: İnsanın "öteki" kavramını bir tehdit, eksiklik veya değersizlik olarak algılamasından kaynaklanır. Bireyin kendi grubunu veya inançlarını yüceltirken, farklı olanı hor görmesi; genellikle korku, empati yoksunluğu ve aidiyet ihtiyacı gibi psikolojik ve sosyolojik temellere dayanır." şeklinde tanımlanıyor.
Sorunun temelinde; Kabile Psikolojisi, Ait Olma ve Değer Yaratma İhtiyacı, Korku ve Bilinmezlik gibi sebepler olsa da merkezde bana göre Empati Yoksunluğu var.
Empati Yoksunluğu: Farklı yaşam tarzlarını, inançları veya fikirleri anlamaya çalışmak yerine, kendi referans noktalarını "tek doğru" kabul etme (merkezcilik) eğilimi olarak tanımlanıyor.
Empatinin olmadığı toplumların ilk kaçış durağı ise Ötekileştirme oluyor. Sonuç bölünme, ayrışma ve yabancılaşma.
Yakın zamanda bunların bir örneği mizah adı altında yaşandı.
Mizah; bir bireyin, kurumun toplumun kendisini keyifle ve zekice ifade ettiği yöntemlerden biridir. Aşağılamadan, rahatsız etmeden ve saygı sınırları içerisinde olmak kaydıyla. Komedyen Deniz Göktaş'ın, gösterisinde Kuran'ı Kerim ve dolaylı olarak Hz Muhamned ile ilgili ifadeleri kesinlikle bir mizah konusu değildir ve olamaz. Göktaş, “İlk üç kitap iyiydi, dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" ifadelerini kullanmıştı.
İnanların hürmetle andığı, saygıyla hitap edip yaşamaya çalıştığı dinle ilgili bu tarz söylemler her şeyden önce o insanları yaralar, incitir, kırar. Göktaş ve ona alkış tutup destekleyen herkes miyonların gönlünü incitti ve bu ülkeye çok büyük özür borçlular.
Şu konu artık netleşmeli, hiçbir konuda sınırsız özgürlük diye bir şey yoktur. Ortak yaşamın her alanda sınırları, kırmızı çizgileri vardır ve herkes bu çizgileri aşmamakla yükümlüdür. Deniz Göktaş ise bu sınırı aşmıştır.
Bir kültürü, inancı, bir toplumu ayakta tutan kutsalları zayıflatmak, değersizleştirmek, alay etmek ve bunu özgürlük adı altında desteklemek, yaşanılan coğrafyanın temellerine dinamit döşemekten farksızdır.
Bu ülkede sokaktaki insandan ekrandaki sanatçıya kadar kendi kültürüne, köklerine yabancı ciddi bir kitle var. Onların durduğu özgürlük noktası ise ciddi şekilde sorgulanmalıdır.
Ayrıca yer yüzündeki her inanca, her dine ve mensuplarına nazik, saygılı olma yükümlülüğümüz vardır.

Fenomenlerin Güney Kore Sancısı!
Son yılların yükselen değeri Güney Kore, her alanda dünyayı etkilemeye devam ediyor. Klasik diplomasi sınırlarının dışına çıkarak eğlendiren, sevdiren Kültürel Diplomasiyi sistemli bir şekilde hayata geçirdi ve kendi kültürünü dünyaya başarıyla tanıttı. Bu etki daha uzun yıllar sürecek gibi görünüyor ancak Türkiye'de bazı sosyal medya fenomenleri belli ki bu durumdan rahatsız. Ne yapsak da dünyayı kendisine hayran bırakan bu ülkeyi rezil etsek diye oturup çalışmışlar. Her biri farklı konular bulup Güney Kore'ye adeta saldırıyor. Mesela kendisini "Gezgin" olarak adlandıran instagram fenomeni bir hanımefendi, Seul'de(서울) sokak lezzetlerini tanıtıyor güya ama aleni aşağılıyor, hakaret ediyor hatta mikrop yuvası olduğunu iddia ediyor.
Hayatımda ilk kez bu kadar kalitesiz ve hatta avam üsluplu bir seyahat videosu gördüm. Beğenmeyebilirsin, yüzünü ekşitirsin beğenmedim dersin yani hoşnutsuzluğun türlü ifade ediliş şekli vardır.
Burada benim gördüğüm, hanımefendi izlenmeyi ve takipçi sayısını “aşağılama” üzerinden artırmaya çalışıyor. Tepki çekerek de kendinizden bahsettirir, ününüzü artırırsınız.
Diğer yandan videoya yorum yapan bazı Türk vatandaşların ifadeleri ise ayrı bir şaşkınlık konusu. Kore'ye giden, orada yaşamayı tercih eden, Kore'li erkeklerle evlenen Türk kızlarıyla dalga geçip, aşağılıyorlar. Yorumları okurken bu insanların, kalplerini hangi soğukta büyütüp unuttuklarını üzülerek düşündüm.
Hakaret videosuna en güzel cevabı verenlerden biri, daha önce de kendisiyle röportaj yaptığım sevgili Fatma Merve Prayogo oldu. Kendisi Korece Öğretmeni ayrıca kültür ve deneyim odaklı Kore Keşif programları düzenliyor yani Kore'yi en iyi bilen isimlerden biri. Merve hanım videoyu Korece'ye çevirip büyükelçilik ve konsolosluğu da etiketleyerek paylaşacağını aynı şekilde esnafa da ileteceğini açıkladı.
Sorumluluk sahibi her birey, bu tarz içerikleri şikayet ederek nefretin yayılmasını önlemeye katkıda bulunabilir.
Kore yemeklerine gelecek olursak bu bir damak tadı meselesi. Çok seviyor olabilirsiniz size hiç uymuyor da olabilir. Bu, tüm dünya mutfakları için geçerli.
Benim gittiğim Kore restoranları ise her zaman dolu. İnsanlar mutlu, meraklı ve yemekleri büyük bir keyifle deneyimliyor.
Burada Kore yemeklerini tek tek saymam mümkün değil ama Leziz Kore tavuğuna ve Soju'ya kim hayır diyebilir ki?
Çoğunu severek yiyorum ama ben tam bir Bibimbap (비빔밥) ve Gimbap(김밥) aşığıyım. Hala tatmayanlar varsa tavsiye ediyorum.
Gezgin nedir?
Gezgin; gittiği ülkenin insanıyla, kültürüyle derin bağ kurar, öğrenir, deneyimler, ufkunu genişletir ve her deneyimi büyük bir zenginlik olarak aktarır. Gezginler, bilinç seviyesi farklı ve yüksek insanlardır.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü Yeşilköy Çocuk Evleri Sitesi Programı




Son Haberler
Fenerbahçe Rize Deplasmanından 3 Puanla Dönüyor: 3-0



